Get Adobe Flash player

Ambigramlar


ambigram1


-    Kolay gelsin abicim, neler yapıyorsun bakalım?
-    Ooo, hoşgeldin. Bişey değil, ambigramlarla ilgili bir yazı hazırlıyordum.
-    Hö?
-    Ambigramlarla ilgili bir yazı hazırlıyorum, dedim.
-    Nedir o yav?
-    Kaligrafiye dayanan bir beceri. 
-    Şunu bir de benim anlayacağım gibi söylesen?
-    Güzel yazı yazma sanatına dayanan bir yaratı alanı.
-    Haa… Yani sen şimdi yazı yazma üstüne bir yazı yazıyorsun, öyle mi?
-    Onun gibi bir şey. Özel bir yazı yazma türü diyelim.
-    Neymiş özelliği?
-    Özelliği şu: Diyelim ki, bir sözcük yazacaksın. Bunu yaparken harfleri öyle düzenliyorsun ki, yazı baş aşağı döndürüldüğü zaman da olduğu gibi okunabiliyor.
-    Olmaz öyle şey.
-    Olmaz olur mu, bak sana bir örnek göstereyim. Önce yüzünden oku, sonra da baş aşağı döndür.

ambigram2

-    Gerçekten. Her iki yöndende de aynı. İstanbul yazıyor.
-    İşte bu tür yazılara ambigram deniyor.
-    Yaa?!…
-    Evet. Eski Yunanca kökenli olup Latince üstünden Batı dillerine geçen iki sözcükle oluşturulmuş yeni bir deyim. “Ampho“’dan türeyen “ambi” ikisi, ikisi de anlamına geliyormuş. Yazmak, çizmek anlamındaki “graphein”’den gelen “gram” ise harf ya da sözcük demek. Oluyor sana ambigram.
-    Eee?
-    Yani birden çok okunuşu olan, farklı yönlerden de okunabilen yazılar.
-    Bak sen…
-    Şöyle anlatayım, özel bir düzenleme işlemine uğratılmadan yazılan sözcüklerde de buna benzer özellikler vardır ya. Bilirsin, kimi harfler ters çevrilince değişmez, oldukları gibi kalırlar.
-    H, I, N, O, Z gibi?
-    Evet. p-d gibi kimi harfler de baş aşağı döndürülünce başka bir harfe dönüşür. Böyle harfleri kullanan sözcükler kendiliğinden iki yönden de okunabiliyorlar. Bunlara “doğal ambigramlar” deniyor.
-    Hmm… Pek örneği olurmuş gibi gelmiyor.
-    Öyleyse eline kalemi al ve “un” sözcüğünü yaz, sonra da ters çevir bakalım.
-    Doğru yav, değişmiyor. Ayrıca senin “unun” ya da fırıncının “ununun” diye yazarsak da tersinden aynı kalır, di mi? 
-    Kaptın sen bu işi. Sözcükler yalnızca yalın durumda olacak diye bir koşul yok, ekli ya da takılı da olabilirler. Az da olsa başka doğal ambigramlar da var. Ambigramların çeşitli türleri oluyor. Ters çevrilince okunanlar bunlardan yalnızca biri ve en yaygın olanı. Bir başkası sözcük ters döndürüldüğü zaman yeni bir sözcük oluşturanı. Şunun gibi yani:

ambigram3

ambigram4

-    Vay canına, bak bu iyi işte… Yüzden mey, tersten hane okunuyor. Birlikte de meyhane!…
-    Burada olduğu gibi sözcüklerin ille de birbirini tamamlaması gerekmiyor. Değişik ambigram türleri var. Sözcüğü öyle yazıyorsun ki, aynı zamanda içinde gizli olan başka bir sözcük de görülebiliyor. Bir başka tür de bir sözcüğün düşey eksenine göre bakışık olacak biçimde düzenlenmesi.
ambigram5

Bu sözcükler onlara örnek. Birinci hem Hilmi hem de Hami gibi okunabiliyor, ya da Hilmi’nin içinde Hami de gizli. İkinci ise düşey eksenine göre sol-sağ bakışıklığı gösterecek biçimde düzenlenmiş. Ben daha çok 180 derece çevrilince de aynı kalan ya da başka bir sözcüğe dönüşen ambigramları seviyorum.
-    Türkçe adı da var mı bunların?
-    Yok ama çeşitli kullanımlara raslanıyor. Ben “çok görünümlü sözcükler” demeyi yeğliyorum. Hani algılama psikolojisi kitaplarının görsel yanılsamaları konu edinen bölümlerinde bir öyle bir böyle görünen resimler vardır ya…
-    Bildim, bir bakıyorsun bir vazo görüyorsun, bir bakıyorsun karşılıklı iki yüz…
-    Ta kendisi. Ya da bir resmin içinde başka bir resim gizli oluyor, ya da bir resmi baş aşağı çevirince başka bir resim ortaya çıkıyor. Yani bir tür “çok görünümlü” resimler. Ambigramları onların yazıyla yapılmış olanları olarak düşün.
-    Şimdi sen bunları mı yapıyorsun?
-    Biraz uğraşıyorum. Bir iki kişi dışında Türkçe ambigramlar kurma konusunda çalışan pek olmamış şimdiye kadar.
-    Ve bu da bir sanat oluyor?
-    Eh, öyle olduğunu söyleyenlerin sayısı az değil, hatta Amerikalı grafik sanatçısı John Langdon onlarla uğraşmanın düşünsel…
-    Nesel nesel?
-    Düşünsel, yani felsefi…
-    Haa..
-    Evet, düşünsel bir etkinlik olduğunu bile ileri sürüyor. Ama onu yalnızca bir tür sözcük oyunu olarak görmek de olası. Artık hangisini beğenirsen.
-    O zaman bunlarla daha çok grafik sanatçıları ilgileniyordur.
-    Öyle gibi gözükse de ambigramlarla uğraşanlar arasında bilim adamları da yok değil. Örneğin matematikçiler. Hani bir Douglas Hofstadter vardır?
-    Esher, Gödel, Bach?
-    Ta kendisi. Ambigram sözcüğünü bulup ilk kullanan o olmuş. Bu konuyu ele alan bir kitabı bile var. Çok görünümlü sözcükler genellikle düz yazıyla yazıldığında kendiliğinden öyle olmayan sözcükleri belli bir bakışıklık gösterecek biçimde düzenlemeye dayandığı için hem bilim adamlarının hem de sanatçıların ilgisini çekiyor. Dil bilimciler, mühendisler, mimarlar var onlarla ilgilenen.
-    Garanti Amerikan icadıdır, bu tür gariplikler hep onlardan çıkar.
-    Doğrusunu istersen bunu yeniden canlandırıp popüler hale getirenler onlar olmuş. Ama başka güzel yazı geleneklerinde de benzer örneklerine raslanıyor. Örneğin bizim geleneksel hat sanatımızda “müsenna” ya da “aynalı” denen düzenlemeler var, onlarda yazı ortasından geçen düşey bir eksene göre bakışık olarak düzenlenir. Bak, burada bir iki örneği var:

 

ambigram6

 

-    Hiç o gözle bakmamışım. Ben yalnızca yazıyla yapılan resimleri biliyorum.
-    O da var ama o başka bir şey. İslam’da resim yasak sayılmış ya, sanatçılar da yazı sanatını geliştirmişler. Zaman zaman da kuştu, aslandı gibi kimi nesne ya da varlıkları anımsatan yazılar düzenlemişler. Onların arasında da sağ-sol bakışıklığı olanlar var. Ayrıca Prof. Emin Barın gibi hat sanatıyla uğraşan çağdaş sanatçıların da bu tür çalışmaları oluyor.

 

ambigram7

 

-    Neydi adı, ambi, amfi… neyse, bunları yapmak çok zordur her halde…
-    Eh, kimi zaman bayağı uğraşmak gerekiyor. Harfleri, onların biçimleniş ve yazılış koşullarını bilmekte yarar var. Ama püf noktalarını yakaladıkça biraz daha kolaylaşıyor.
-    Nasıl yani?
-    Harflere küçük ekler getiriyorsun, ya da onlardan küçük parçalar çıkarıyorsun. Hani kimi harfleri süslü yazarken yaptığın gibi. Bu da onların ters çevrilince başka bir harfe benzemesini sağlıyor. Göz bu küçük değişiklikleri algılamıyor, daha doğrusu beyin eksiklikleri tamamlıyor, fazlalıkları da görmezden geliyor. Sözcüğün tümünü okurken onları atlıyor, orada olması gereken harfi kendi temel biçimine dönüştürüp doğru olarak okuyor. Görsel algılamayı konu alan kitaplarda bir resim vardır, yukardan aşağı A-B-C, soldan sağa da 12-13-14 yazar da, ortadaki şekil hem B hem de 13 olarak algılanır. Onun gibi yani. Böylece uygun sözcükler seçilirse bayağı eli yüzü düzgün ambigramlar yapılabiliyor.
-    O ne demek öyle?
-    Yani çok görünümlü olduğunu belli etmeyen, zorlanarak yapılmış izlenimi uyandırmayan, sanki o sözcük kendiliğinden öyle yazılabilirmiş gibi gözüken düzenlemeler yapmak olası. Çünkü bütün harfler böyle bir dönüştürme işlemine uygun değil, ayrıca her sözcük de ambigram kurmaya yatkın olmuyor. İster istemez belli biçim bozmaları uygulamak, alışıldık yazma ve okuma biçimlerini zorlayan değişikliklere baş vurmak gerekiyor. Örneğin ambigramlarda büyük harflerle küçük harfleri, hatta el yazısı özelliklerini birlikte kullanmak olası. Bunlar ne denli ölçülü, sözcüğün okunmasını zorlaştırmayacak ve gözü rahatsız etmeyecek biçimde olursa o kadar iyi. Hemen okunamayan bir ambigram başarılı bir ambigram olmuyor. Güzel yazı yazma sanatına özgü yöntemler de bu noktada devreye giriyor. Onları uygulayarak hem yazılan sözcüğün tersten de okunmasını, hem de düzenlemenin belli bir güzelduyu, yani estetik, düzeyini tutturmasını sağlamaya çalışıyorsun.
-    Bana bak, bu bana bir tür aldatmaca gibi gözüküyor.
-    Eh, öyle de söylenebilir. Aslında görsel algılama özelliklerine dayanan bir beceri. Hem uygun bir sözcük bulacaksın, hem de onu çok görünümlü olabilecek biçimde düzenleyeceksin. Hani insanların ayrıntılardan çok bütünü algılamaya yatkın olduğunu ileri süren bir “Gestalt” ya da biçim psikolojisi okulu vardır ya, çok görünümlü sözcükler onun öğretilerini anımsatıyorlar. Bu nedenle davranış bilimcilerin de ilgisini çekiyorlar.
-    Bağışla ama bişey soracağım. Ne işe yarıyor bu, ne gramdı? İşte onlar…
-    Ambigram. Ama bu yanlış bir soru.
-    Neden?
-    Çünkü yanıtı yok. Pek çok şey için böyle bir soru sorulabilir. Her hangi bir şeyin ille de karın doyuracak bir işe yaraması gerekmiyor. Sanatları, sporları düşün. Bu ambigramlar için de geçerli. Onlar sonuçta bir oyun. Eğlenmek, dilin ve yazının sınırlarını zorlamak, hatta başkalarını şaşırtmak için kullanılabilir. Bunlar da önemli. Çok görünüşlü sözcüklerin arasında bayağı ilginç olanlar var. İstersen adını her iki yönden de okunacak gibi yaz. Ya da diyelim ki bir marka böyle düzenlenirse mağazada o ürünün paketleri raflara başaşağı dizilse çok bir şey değişmez.
-    Hı-hı.. “un” gibi. Ters ya da düz aynı kalıyor.
-    Evet. Bir derginin, bir derneğin adı, bir dükkanın tabelası böyle yazılırsa daha dikkat çekici olabilir. Böyle düzenlenmiş bir damgayı yanlışlıkla ters basmak olanaksız olurdu. Ya da diyelim ki bir sokak adını çok görünümlü olarak ait olduğu yolun üstüne yazsan, her iki yandaki apartmanlarda oturanlar onu okuyabilirdi. Bunun gibi şeyler işte.
-    Anlaşılan sen bu işe epey kafa yormuşsun.
-    İnsanoğlu 20. yy’da uzaya çıktı. Oradaki yer çekimsiz ortamda sağ-sol, alt-üst, ön-arka kavramları yeryüzündekinden farklı olacak. Eğer uzaya yerleştirilecek bir uyarı ya da yön belirtme yazısı farklı yönlerden gelecek astronotların okuyabileceği bir biçimde düzenlenmiş olursa bayağı işe yarardı, öyle değil mi?.
-    Uçtun gene…
-    N’apiym, sen sordun ben de söylüyorum. Önemli yanı değişmeyeceği varsayılan olguların da değişebileceğini, başka biçimlere dönüşebileceğini kavramak, bu doğrultuda bir şeyler yapmak.
-    Peki bu hazırladığın yazı ne olacak?
-    Bilmem. Yeni bir dergi çıkıyor ya, ona göndereyim diyorum. Değişik şeyler aradıklarından onların espiri anlayışına uygun düşer gibi geliyor.
-    Ama ilgilenmezler ki…
-    Neden?
-    Yani böyle dışardan gazel okutmazlar adama…
-    Onlar öyle değil, eli kalem tutan herkese açığız diyorlar. Bunlar da kimi olguları tepetaklak edip onlara yeni bir görünüm, hatta anlam kazandırmaya yönelik olgular, karikatür sanatıyla yakınlığı var.
-    Bilemiyorum…
-    Bak, burada yeni bir tane daha var

 

ambigram8

 

-    Olamaz!… Bunu da sen mi yazdın? Bak o gider işte, nereye yollarsan yayınlarlar.
-    Ama ben işi böyle sloganlara sığınarak ucuzlatmak istemiyorum.
-    Niye? Madem bu bir sanat, sanatçılar da önemli toplumsal olaylara tepki vermek, kendi sanatlarını kullanarak görüş belirtmek zorunda değiller mi? Bence onu da göndermelisin. Sen ne gibi örnekler düşünmüştün?
-    Aslına bakacak olursan uygun olan her türlü sözcükle ambigram kurmak olası. Ama bir ad ya da kavram böyle yazılınca daha ilgi çekici oluyor. Onun için ben de böyle hazırlanmış bir kaç ünlünün adını yollarım örnek olarak demiştim.
-    Sence yeter mi?
-    Başlangıç için evet. Hem okuyucuların, hem de derginin ilgisi sürerse başka sözcüklerle kurulmuş olanları, öteki ambigram türlerini tanıtan bişeyler daha hazırlayabilirim. Bir bakmışsın öyle beğenmişler ki, “haftanın ambigramı” diye bir köşe açmışlar ve her hafta benim hazırladığım bir çok görünümlü sözcük orada çıkıyor… Neden olmasın?
-    Hop hooop, hatta belki bütün bir sayfayı sana ayırırlar!… Günümüzün en önemli sorunu hangi sözcüklerin tepetaklak edilince de okunabildiği değil mi, kesin atlarlar üstüne.
-    Kalbimi kırıyorsun, ben böyle bişey söylemedim. Yaşamdaki tüm sıkıntılara karşın insanlar değişik tatlar arıyorlar. Hep ciddi konularla uğraşmak, her zaman “hayatın gerçekleriyle” boğuşmak onları bunaltıyor, arada faklı bir şeyler olursa bunlar yaşamı renklendiriyor, yaşama isteğini pekiştiriyorlar. Bu da o doğrultuda bir küçük katkı olur, yoksa böyle bir şey ne insanların ne dünyanın sorunlarına çözüm getirecek bir şey değil besbelli. Amerika’daki OMNI dergisi okuyucuları arasında böyle bir yarışma düzenlemiş, dergiye de binlerce ambigram yağmış.
-    Orası  Amerika. Sen gene de bir dene bakalım.
-    Ayrıca bir de küçük bulmaca eklerim, diye düşünüyorum. Şöyle bir şey: “Öyle bir yabancı ünlü düşünün ki, adı doğal bir ambigramdan oluşuyor olsun.”
-    Hah tamam, hani şu çapraz bulmacalardaki bilmem nenin Arapçası gibi. Her çapraz bulmaca çözen doğal olarak Arapça bilir ya, bu derginin okuyucuları da bütün yabancı adları bilirler.
-    Dur bi dakka ya, ipuçlarının hepsini açıklamadım. Bu adın bir yazara, hatta bir kadın yazara ait olduğunu da söyleyeceğim. Henry Miller’le düşüp kalkmış olduğunu da buna eklersem ilgilerini daha çok çekebilir.
-    Allah bilir sonra da cevabı haftaya diyeceksin ki, bir dahaki sayıyı da garantileyesin.
-    O da fena bir fikir değil aslında.
-    Eh, Allah kolaylık versin, ne diyeyim.
-    Hadi bakalım, var mısın bir denemeye? Al şu kalemi de adının bir ambigramını yazmaya çalış. Çok görünümlü sözcüklere bulaşanların ilk işi kendi adlarının da böyle yazılıp yazılamayacağını sınamak oluyor.
-    Sağol, ben almiym. Bilirsin, okumayla yazmayla aram yoktur pek, işin içine bir de ters yüz girerse büsbütün koparım. Haydi bana şimdilik eyvallah, gene görüşürüz.
-    Güle güle. Ben de şu ünlülerin ambigramlarını seçeyim. Haftaya beklerim. Unutturma, senin adını da deneyelim…

 

ambigram9


ambigram10


ambigram11


ambigram12


ambigram13


ambigram14


Yazı ve ambigramları hazırlayan:

ambigram15


Bulmacanın yanıtı Fransız kökenli Amerikalı ANAIS NIN (1903-1977). Bu yazarın soyadı doğal bir ambigramdan oluşuyor. Ayrıca küçük adını da çok görünümlü olarak düzenleme olanağı var. (Latin harflerini kullanan Fransızca, İngilizce gibi dillerde büyük i’ler noktasız yazılır. Burada Türkçe okunuşları gösteriliyor.)


ambigram16


Leave a Reply