Get Adobe Flash player

Ütopyalar

Yarın ne olacak? Bunu kim bilmek istemez… Ben de öteden beri geleceğe ilişkin düşler kurmaya bayılırım. Gençlik çağlarımda bilimkurgu romanları düşgücümü besler, beni alıp başka dünyalara götürürdü. Daha ilerde bunların yerini olağanüstü mimarlık yapıtlarına duyduğum hayranlık aldı.

Bir keresinde çalıştığım mimarlık okulunda bir sonraki yarıyılın tasarım konularını konuşurken geleceğe yönelik bir şeyler yapalım demiştim. Düşüncem beğenilmedi, herkes beni düş kurmakla, bilimkurguculukla suçladı. Oysa benim amacım ilerde bu tür sorunlarla karşılacak olan mimarlık öğrencilerini o konular üstünde düşündürmek, onları gelecekte karşılaşabilecekleri sorunlara hazırlamaktı.

Bunun üzerine konuyu daha geniş olarak araştırmaya başladım. Karşıma hiç beklemediğim şeyler çıktı. Başka ülkelerde bilim adamları bu konuları ciddi ciddi araştırıyor, üniversitelerde dersler veriyordu. Gelecekbilim (fütüroloji) diye bir dal bile vardı. Mimarlar da onlardan geri kalmıyor, ileriye yönelik tasarımlar üretiyorlardı.

Mimarların ileriye yönelik tasarımlarını konu edinen bir sergi düzenledim. Bu sergi Trabzon’da, İstanbul’da ve Ankara’da gösterildi. Daha sonra bu doğrultuda dersler açtım, öğrencilerin yaptığı tasarım çalışmalarını yönettim. Bildiğim kadarıyla Kayseri’deki Erciyes Üniversitesinin mimarlık fakültesi ülkemizde gelecekbilim dersleri veren ilk mimarlık okulu, yanılmıyorsam tek olma özelliğini de hala koruyor.

İleriye yönelik çalışmalar genellikle ütopya diye adlandırılır. Gerçekten de insanlar çok eski çağlardan beri hep ileriye yönelik düşler kurmuşlar. Onların aracılığıyla da kendi çağlarını eleştirmişler. Pek çok dinsel yapıt, roman, öykü, resim üretmişler. 19. yy’da bilimkurgu bir yazın türü olarak ortaya çıkıyor, 20. yy’da sinema ve çizgiroman gibi bu tür konuları işleyen ortamlar olarak çeşitlenmeyi sürdürüyorlar.

2003 yılında Uluslararası Mimarlar Örgütü (UIA) “Celebration of cities” başlıklı bir yarışma açmıştı. TMMOB Mimarlar Odası da aynı yarışmanın Türkiye ayağını “Yaşasın kentler” adı altında düzenleyeceğini duyurdu. Yarışmanın açıklamasında özet olarak her mimarın, her mimarlık öğrencisinin içinde yaşadıkları kentlerle ilgili düşleri, düşünceleri, ütopyaları vardır, bunları bize gönderin, değerlendirelim, deniyordu.

Ben de Kıbrıs’daki Doğu Akdeniz Üniversitesi mimarlık fakültesi öğrencilerini bu yarışmaya katılmaya özendirmek amacıyla deneyler yapmaya başladım. Bir dizi kurgu resim hazırlayarak orada önerdiğim yapıları da içinde yaşadığımız Gazimağusa kentinin çeşitli yerlerine yerleştirdim. Bu çalışmamı 2004 yılında düzenlenen birinci Uluslararası Gazimağusa Sempozyumunda bir saydam gösterisi ve printout sergisi biçiminde sundum. Bu gösteriyi gene benim hazırladığım 35 sayfalık Need to Dream (Düş kurma gereksinimi) adlı bir kitapçıkla da destekledim.

Aynı etkinlikte arkadaşlarım Yonca Hürol ve Ceren Boğaç ile birlikte ileriye yönelik bir işlik çalışması gerçekleştirdik. Bu etkinlik katılımcıları oldukça heyecanlandırmıştı. Gazimağusa ütopyaları Ceren Boğaç ve Pınar Alsaç’ın katkılarıyla genişletildi ve 2005 yılında İstanbul’da düzenlenen UIA kongresinde bir multimedya gösterisi biçiminde sunuldu. Bu sayfalarda benim hazırladığım 200 kadar resim arasından yapılmış bir seçkiyi ve UIA toplantısında sunduğumuz multimedya gösterisini bulacaksınız. Ayrıca Need to Dream başlıklı kitapçığı da İngilizce bölümüne aldım.

Leave a Reply