Get Adobe Flash player

İslam Kültürleri Mimarlığı

2003-2007 yıllarında Kıbrıs’daki Doğu Akdeniz Üniversitesi Mimarlık Fakültesinde “İslam mimarlığı tarihi” derslerini verdim. Bunu yaparken de değişik bir yöntem uygulamaya çalıştım. Türklerin İslam mimarlığına katkısı yadsınamayacak bir ölçüde. Hindistan’dan Kuzey Afrika’ya, Orta Asya’dan Güneydoğu Avrupa’ya, Kırım’dan Orta Afrika’ya kadar nerede egemenlik kurmuşlarsa orada en güzel mimarlık yapıtlarının üretilmesini özendirmişler, desteklemişler.

Ama bu yapıtlar aynı zamanda bulundukları yerlerin de ürünleri, önemli ölçüde bağlı oldukları toprakların yapı geleneklerine dayanıyorlar, araların özgün yerel sentezler oluşturanlar var. Fakültemizin mimarlık bölümüne çeşitli ülkelerden öğrenciler geliyordu. İslam mimarlığı dendiği zaman onların anladıkları ile beklentileri bizimkinden değişik oluyordu. Bizim Türk mimarlığı olarak gördüklerimizi onlar öyle algılamıyorlardı.

Bu nedenle ben de bu konuya daha evrensel bir bakış açısıyla yaklaşabilir miyim, diye düşündüm. Derslerimi buna göre değiştirdim. Temel olarak iki konuya ağırlık veriyorum. Bunların birincisi İslam toplumlarının gelişmesi ve genişlemesi ile mimarlık işlevlerinin de değiştiğini, çeşitlendiğini anlatıyor. İkincisi ise İslam mimarlığının dünya mimarlığına katkısını vurgulamaya çalışıyor.

Bu nedenle alışılagelen zamandizinsel bir anlatım yerine mimarlık ve tasarım sorunları açısından önem taşıyan konuları ele alan bir yol benimsedim. Çeşitli İslam kültürlerinin ortak potaya nasıl bir katkı yapmış olduğuna, bunun da onların kendi mimarlıklarını ne yönde etkilediğini tartışmaya çalışıyorum. Bu doğrultuda hazırladığım ders notlarımı Islamic Contribution to the World Architecture (İslamlığın dünya mimarlığına katkısı, Gazimağusa, 2004-2005) başlıklı bir kitapta topladım. Bilmem bu çalışma günün birinde kitap olarak yayınlanma olanağı bulur mu?

Böyle bir konuyla uğraşırken insan ister istemez pek çok yeni şey görüyor, öğreniyor. Bunların kısa bir özetini çıkarmak kolay değil. İslam mimarlığının renkli dünyası çeşitli özellikleriyle nasıl tanıtılabilir diye düşünürken aklıma çekici bir saydam derlemesi hazırlama fikri gelmişti. Yeni başlayanlar için İslam kültürleri mimarlığı (Architecture of Islamic cultures for Beginners) başlığı altında bir PowerPoint sunuşu hazırladım. Giriş derslerimde gösterdiğim ve öğrencilerimin katkısıyla da büyüyen bu derlemenin gözden geçirilmiş ve genişletilmişini web sayfama ekliyorum. Umarım izleyenlerin ilgisini çeker.

Başka ülkelerde bu tür herkese seslenen, kolay anlaşılır çalışmalar oluyor. Hatta onların Türkçeye çevrilenleri de var. Bunlardan biri …İzmler – Mimarlığı Anlamak başlığını taşıyor. Jeremy Melvin yazmış, Murat Şahin Türkçeye çevirmiş, YEM Yayınları da yayınlamış. Çalışma eski çağlardan günümüze kadarki çeşitli mimarlık biçem, dönem, akım ve eğilimlerinin kısa özetlerini içeriyor.

Oldukça yararlı bir el kitabı olmasına karşın bu yapıt da bu tür kitaplarda görülen iki önemli hataya düşmüş. Bunlardan biri, 160 sayfada ele aldığı konuların arasında, kimi öteki – özellikle de Batı – mimarlıklarına ayrıntılı bir biçimde yer verirken, İslam kültürleri mimarlığına yalnızca 2 sayfa ayırması. İkincisi de, yeryüzünde oldukça geniş bir alan kaplayan, dolayısıyla da pek çok yerel yaklaşım, yorum, bireşim ve biçem çeşitlemesi olan İslam kültürleri mimarlıklarını aralarında hiç fark yokmuş gibi görüp göstermesi. Hiç bir mimarın adını anmadığı gibi Taç Mahal’i bile Hint mimarlığına örnek olarak vermiş. Kısacası, eksik bilgi vererek yanlış bir izlenim uyandırıyor.

Bunun nedenleri var doğal olarak. Bir Batı ülkesinde yayınlanmış, ele aldığı konuları Batılı görüş açısından Batılı okuyucuya iletmeyi amaçlıyor. Bilimsel nesnellik açısından eleştirilebilir belki ama o tür bir kaygısı olmayan böyle çalışmaları engelleme olanağı yok. Bunlara karşı çıkmak için tutulabilecek en iyi yol doğruları, bizim doğrularımızı değil, genel geçer doğruları, ortaya koyan yapıtların yayınlanması, yani bizim çalışmalarıbızın sayısının çoğaltılması.

Bu saydam gösterisini hazırlarken kafamdan bunlar geçiyordu. Çeşitli özellikleri var. Önce o bir ilk. İslam kültürleri mimarlığını konu alan pek çok çalışma var ama onları toplu olarak ele alıp herkesin anlayabileceği bir biçimde sunan bir yapıt yok. Onun için ben de bu konuya ilgi duyacaklara, özellikle de çocuklara, seslenebilecek bir derleme oluşturmaya, konunun ciddiliğine karşın asık yüzlü değil sevimli bir anlatımı olmasına çalıştım. Bunu yaparken de konuya yalnızca mimarlık açısından yaklaşmaya, gereksiz abartmalardan, yüceltmelerden kaçınarak nesnel olmaya, bu mimarlığın varsıllığını ve çeşitliliğini yansıtmayı amaçladım.

Son çalıştığım üniversitenin dili İngilizce olduğu için o dilde olanı da var. Bana asistanlık yapan doktora öğrencim Rafooneh Mukhtarshahi İranlı öğrencilerimizi düşünerek ilk gösteriyi Farsçaya da çevirmişti. Böylece üç dilde ona ulaşmak olası. Belki ilerde başkaları da onlara katılır. Eğer bir destekleyici (sponsor) ya da yayıncı onunla ilgilenecek olur da kitap ya da CD biçiminde yayınlanırsa güzel olur diye düşünüyorum.

Leave a Reply